AnasayfaKategoriSanat - Victory Dergi

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2022/05/Hans-Zimmer-by-Dita-Vollmond-IMG_4269-1280x720.jpg

“Duvarlar inşa etmiyoruz, Duvarları yıkıyoruz.” – Hans Zimmer Hayat yolculuğumuzda bizi etkileyen olgular bir süre sonra bizim karakterimiz olurlar. İzlediğimiz filmler, tuttuğumuz takım, dinlediğimiz müzikler veya hayranı olduğumuz kişiler hayatımız ve kişiliğimizle ilgili ipuçları verir. Bir filmi izlediğimizde eğer müzikle ilgiliysek o filmin müziğini kimin yaptığına bakar ve araştırırsınız. Yoksa çokta merak uyandırmaz. Ancak, bazı isimler vardır ki; yaptığı besteyi duyduğunuz anda merak ettiğiniz ve o ismi gördüğünüzde hiç şaşırmadığınız. Hans Zimmer, bu isimlerden akla...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2022/04/mineeee-1280x720.jpg

Chad Le Clos, Federica Pellegrini, Sarah Sjöström ve daha bir çok isim… Dünyaca ünlü birçok sporcunun fotoğraflarına baktığınızda onun imzasını görebilirsiniz. Mine Kasapoğlu, snowboard sporcusu olarak başladığı spor kariyerinde verdiği bir kararla objektifin arkasında olmayı tercih etti. Yukarıda saydığım büyük sporcuların yanında çok daha fazlası ile çalışan ve onları birer süper kahraman gibi fotoğraflayan ünlü fotoğrafçı Mine Kasapoğlu, hayat hikayesini, kariyerini ve çok daha fazlasını Victory Dergi için anlattı. Bugüne kadar dünyaca ünlü birçok sporcu...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2022/04/freddie-1280x720.jpg

Eşsiz sesiyle Freddie Mercury’nin rock müziğin kralı olduğu olgusu, birçok eleştirmen tarafından kabul görmüş yadsınamaz bir gerçektir. Brian May ve Roger Taylor’ın kurucuları arasında bulunduğu “Smile” grubunun ’60’ların sonlarına doğru dağılma sürecine girmesiyle kral, kraliçe ile tanıştı. 1970 yılının başlarında, rock müziğin 4 oktavlık sesli Kralı Freddie Mercury, May ve Taylor’ı “Smile” grubunun devam etmesi konusunda ikna etti ve yeni kurdukları grubun adı “Queen”di… İkon Queen grubunun baş solisti ve söz yazarı olmasının yanı sıra...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2022/02/oguz-atay.jpg

Hayat çok karmaşık bir süreç gibi görünse de aslında hiç öyle değildir. Doğduğumuz andan itibaren en temel ihtiyaçlarımız anne, baba ve aile efradı tarafından eksiksiz yerine getirilir. Ağlamakla başlayan serüvenimizin en sevimli adımlarını erken dönemlerimizde atarız. Pek ihtiyacımız olmamasına rağmen ufak jest ve mimikler ediniriz ki bizim için binbir çile çeken ailemiz, bizden bir geri dönüş alabilsin. Sonra büyürüz; büyümek, âşık olmakla merak etmek arasındaki tüm boşluğun tanımıdır. Kendimizi tanımaya başladığımız andan itibaren dur durak...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/10/green-e1635503110686.jpg

Taraftar olma üzerine binlerce yazı yazılmış ve yazılmaya devam edilmesi çok mümkündür. Neticede, içerisinde sayısız duygu barındıran bir realitedir taraftarlık. İlk akla gelen bazı kavramlar olan; coşku, sevinç, heyecan, üzüntü vb. ruh hallerinin tümünü bir kapsayıcılığı vardır. En temelinde koşulsuz aidiyeti barındıran bu ruh hali yeri geldiğinde hayatın merkezine oturabilecek konuma bile ulaşır. Taraftar olan kişinin hikâyesi çoktur. Eh, dedik ya duygu durumlarının çoğunu bu yolla mutlaka tatmıştır diye. “Futbolla yatıp futbolla kalkan” tabiri öyle...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/09/way-back-4-1280x720.jpg

“Ne kadar değişirsen değiş; nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı. Ne kadar terbiye etsen de susturamazsın içindeki canavarı. Nereye gidersen git şunu unutma: Herkes, gün olur evine geri döner.” Türk televizyon tarihinin iz bırakan figürlerinden biri olan Ramiz Karaeski (namı diğer Ramiz Dayı) söylüyor yukarıdaki cümleleri. Hayatın çıkmazlarından, dipsiz kuyularından birini söylüyor aslında. Hiçbir fert yoktur ki gittiği her yerde aynı aitlik hissine kapılsın, aynı evde hissetsin… Tüm insanlar kafalarını mutlu hissettikleri yere çevirir...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/08/backtothefuture-1980x1080-1-1280x720.jpg

Her insanın film zevki, sevdiği film türü birbirinden farklılık gösterir. Kimi toplumsal gerçekçiliğin en sert şekilde yüzüne çarpılmasını sever; kimi de, “Hayatın gerçekleri yetmedi mi be?” diyerek gerçeküstü hikâyeleri sever… Bazıları iliklerine kadar üzüntüyü hissetmeyi isterken bazısı, “Ayyyy içim şişti!” der bu filmlere ve komedi izlemekten hoşlanır. Yıldız gibi parlayan filmler tam da bu noktada ortaya çıkar. Açalım hemen… Bazı filmler, fantastik dünyalar izlemekten hiç hoşlanmayan Mehmet Amca’ya; “Hmmm bu iyiymiş ya yeğenim!” dedirtebilir. İşte...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/07/pg-24-chariots-1-rex-1280x720.jpg

Başarı hikâyeleri herkes için ilham kaynağıdır. Kimisi bu hikâyeleri okumayı sever, kimisi bizzat hikâyedeki kahramanı kendisine örnek alır. Hatta kimisi etrafına anlatır, “Ulan şu işe bak, Navratilova sol eliyle çalışa çalışa solak olmuş be!” diye… Her başarı hikâyesi, illaki hayat akışında bazı durumlara benzerlik gösterir. Fakat her bir başarılı insanın arkasındaki başarılı olma psikolojisi de farklıdır. Sonuçta spor müsabakaları yalnızca fiziksel boyutlarıyla ele alınamaz. Esasında her biri çok güçlü bir mental psikoloji ister. Çünkü aynı...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/06/image-1280x720.jpg

Herkes kendi hayatının başrolüdür. Bazı karakterler ise etraflarındaki insanların hayatlarında da yardımcı oyuncu değil, başrol olurlar. Bir biyografik anlatı olan Cinderella Man filminde de böyle bir karakter üzerinden olaylar akar. Başrol üzerinden yani! Yanlış anlaşılmasın, yalnızca filmin başrolü değil, herkesin başrolü üzerinden! Film, açılışını 1920’li yıllarda yapıyor. Kahramanımız; James J. Braddock (Russell Crowe). Bir muadili henüz ortaya çıkmamış bu boksör, hem ağır sıklet hem de yarı ağır sıklette çıktığı 21 maçın hiçbirini kaybetmiyor. Tam 16...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/06/Queen-Yatay-1280x720.jpg

31 Aralık 1969… 70’ler göz kırpıyor. Ne bilsin yetmişler, diğer yıllar için yetmemiş olacak. O yıllarda şarkıya eşlik etmek havalı falan değil. Yılbaşına kim bilir nasıl giriliyor. İnsanlar, melodilere eşlik etmeyi o kadar da şahane bir şey olarak görmüyorlar anlayacağınız… Ah canlarım! Ne de güzel yaptınız! Liverpool’u belki siz yaratmadınız, ama bohem bohem dinlenmeyecek Bohemian Rhapsody’nin yaratıcılarını sizler yarattınız! Yetmemiş 70’leri sevmek için pek çok sebep bulunabilir. Lütfen siz kendinizinkini bulmaya yeltenin. Ancak 70’leri sevmek,...

VSPOR DERGİSİ

Tutkunu olduğumuz bu sevdaya delicesine ilerlediğimiz bu yolda sporun kitleleri tek bir noktada birleştirdiğine inanlardanız: Zafer (Victory). Sporda başarılı olmanın bir branşta kazanılan zaferin ne demek olduğunu en iyi anlayanlar belki de spor aşkına sahip olan insanlardır. Lebron James’in, Jordan’ın, Boliç’in, Sergen Yalçın’ın ve Kobe Bryant’ın kazandığı bir karşılaşma sonunda gösterdikleri reaksiyon insanlığın zafer kazanmaya ne kadar tutkulu olduğunu göstermektedir.

Abone Ol

Victory Dergi içerikleriyle ilgili e-posta bületinimize kaydolun!

victorydergi.com 2021 © Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım & Uygulama: Aksel Gültekin