Diğer SporlarRöportajlarSıdal Aslan: Beş Branş Tek Hedef

Gamze Biber5 ay önce17 dakika

Modern Pentatlon ve Eskrim Milli Sporcusu Sıdal Aslan… Genç yaşına rağmen modern pentatlonda büyük başarılara imza attı. İlk çıktığı yarışmada Türkiye ikincisi olmayı başaran Sıdal Aslan; çalışmalarını, kariyerini ve Türkiye’de kadın sporcu olmayı dergimiz Victory için değerlendirdi.

Öncelikle modern pentatlon sporunu tanıyalım istiyorum. Diğer branşlara göre pek bilinirliği yok değil mi?

Evet, doğru. Modern pentatlonda 5 branş var ve hepsini profesyonel olarak yapmak zorundasınız. Yüzme, koşu, atış, binicilik ve eskrimden oluşuyor. Bu sporu yapmaya başladığımız andan itibaren 5 branşı da bir arada çalışmıyoruz. Önce yüzme ve koşu, sonrasında atış ve eskrim geliyor. 18 yaşını geçtikten sonra ise yarışmalarda binicilik de yapmaya başlıyoruz.

Yarışmalar yarı final ve final şeklinde oluyor. Yarı finalde binicilik yok, sadece 4 branş üzerinden ilerliyor ve hepsi aynı günde tamamlanıyor. Finale kalan 36 sporcu ile birlikte bu sefer 5 branşta yarışıyoruz. Türkiye’deki yarışlarda aynı yaş kategorisinde fazla sporcumuz maalesef yok. O yüzden direkt finalde yarışıyoruz.

Antrenmanlarda 5 branşa çalışmak zorundasın ve aynı gün içinde yarışıyorsun. Senin için zor olmamalı, isminin anlamı güç demek, uyumlu olmuş sanıyorum.

Küçük yaşta sporcu olacağımı düşünmemiş annemle babam ama bayağı uyumlu olmuş ismimle gerçekten. Aslında zorlanmıyorum, zaten yarışmaya çok hazırlıklı giriyorum. Ancak, psikolojik açıdan yarışmalarda zorlandığım oluyor çünkü yarışmanın stresi gün boyu sürüyor. İlk branşta başarılı olduysan bunu devam ettirmek zorundasın, kötü bir şey yaptıysan diğer branşlarda da onu toparlamak zorundasın. O yüzden bu stresin ve heyecanın gün boyu sürmesi beni zorluyor. Performans anlamında ise sorun yaşamıyorum çünkü zaten kondisyonum ona göre oluyor ve gün içerisinde o branşlara uygun antrenman yapıyoruz.

Sıdal Aslan

Peki, neden modern pentatlonu seçtin ve nasıl başladın?

6 yaşındayken jimnastiğe gittim ama onun için yaşım geçmişti. Daha sonra buz patenine devam ettim ama nedenini bilmiyorum, bir türlü istememiştim.

Daha sonra yüzmeye devam ettim. Pentatlon, yüzme kulüplerinin yan branşı olarak açılıyor. Yüzmeye 7 yaşında başladım. Yarışmalara katılıyordum ama çok güçsüzdüm ve yüzmeye uygun bir fiziğim yoktu. Küçük yaşta sadece yüzme ve  koşu olarak pentatlona başladığımız için kulübüm koşturmaya da başladı. Sonra Ankara’daki yüzme ve koşudan oluşan ikili branş yarışmasına katıldım. Çok iyi yüzemiyordum ancak o kadar iyi koştum ki bir anda ilk yarışmamda Türkiye ikincisi oldum. Durum böyle olunca direkt pentatlona geçiş yaptım.

Elbette hepsine çok çalışmak gerekiyor ancak seni en çok zorlayan branş hangisi?

Şu an en çok zorlandığım binicilik çünkü geç yaşta başladım. Binicilik diğerlerine göre çok farklı. Sonuçta tek başına değilsin ve bir canlı ile iletişim kuruyorsun. Pentatlonda kendi atımızı götürme gibi bir şansımız da yok. Gittiğimiz ülkede kura çekiliyor. Sana çıkan at ile sadece 15 dakika zaman geçirip yarışmaya başlıyorsun. O yüzden bu branşta biraz sorun yaşadım.

En sevdiğin hangisi diye sorsam…

En iyi branşım eskrim. Genelde en iyi branşın, en sevdiğin oluyor. Bence eskrim de, atıcılık da sadece bir spor değil, aynı zamanda oyun. Yüzme ve koşu biraz daha senin performansına dayalı, antrenman geçtikçe acı çekiyorsun ama eskrim öyle değil. Çok çok daha zevkli ve oyun gibi eğlenceli geçiyor. O yüzden çok seviyorum.

Çalışmalarını nasıl yapıyorsun? 5 branşı ayırıyor musun? Gün içindeki planın nedir?

Antrenmanları genelde 2 ve 4 şeklinde yapıyorum. Kampa girdiğimde 5 antrenman yapıyorum. Şu an haftada 4 kez yüzüyorum, 6 kez koşuyorum, 4 kez eskrim yapıyorum ve 3 defa ata biniyorum. Atışlarımı da koşularıma göre planlıyorum. Örneğin; sabah yüzdüm, daha sonra eskrim antrenmanı yapıp, programı da koşu ile tamamlıyorum. Tabii bu program zaman zaman değişebiliyor.

Pandemi dönemi çalışmalarını nasıl etkiledi?

Pandemi dönemi ilk başladığında tesisler kapalı olduğu için ilk 2-3 ay yüzme antrenmanlarını gerçekleştiremedim. Genelde sadece koşu yapabildim. Ayrıca silahlarımız artık lazer sistemi olduğu için atış çalışmalarını evde yaptım. Onun dışında diğer branşlar biraz eksik oldu ama bu da çok çabuk toparlanıyor. Haftada 1 izin günümüz var inanın o gün evde geçmiyor. (Gülüyor)

Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi’nde Beden Eğitmenliği ve Antrenörlük eğitimine devam ediyorsun. Aynı anda hem okul hem de 5 branşta çalışmak ve yarışmak zor olmuyor mu?

Aslında okul açıkken benim için çok daha iyiydi çünkü okulumun imkânlarından faydalanıp istediğim gibi antrenman yapabiliyordum. Aynı zamanda derslere girip, daha iyi anlıyorum. Şu an okul kapalı olduğu için tüm günümü antrenmana ayırdım. Bu yüzden dersleri takip etmekte biraz zorlandığım oluyor. Pandemi başlayana kadar her şey gayet güzel geçiyordu, online eğitim biraz zorluyor maalesef.

Sıdal Aslan

Genç yaşında önemli başarılara imza attın ve zor bir spor dalında yarışıyorsun. Modern pentatlon özelinde ve Türkiye genelinde kadın sporcu olmayı nasıl değerlendiriyorsun?

Eskiden çevremden çok fazla tepki alıyordum; “5 branş neden yapıyorsun, nasıl yapıyorsun? Onun yerine daha güzel bir şeyler okusaydın, mesleğini eline alsaydın. Çok yoruluyorsun ne gerek var bu kadar yorulmaya?” gibi birçok durumla karşılaştım. Şu sıralar çok daha fazla destek gördüğümüzü hissediyorum. Bu bakış açısıyla insan biraz olsun kırılıyor. Biliyorsunuz, İlke Özyüksel; Türkiye’de modern pentatlonda olimpiyatlara giden ilk kadın sporcu. Aslına bakarsanız bu sporda kadın sporcular erkek sporculara göre çok daha iyi. Özellikle yurt dışında kadın sporcularımızın daha çok başarısını görüyoruz. O yüzden kadın sporcular olarak başarılı olduğumuzu düşünüyorum.

Türkiye’deki modern pentatlonu dünya ülkeleri ile kıyaslandığında nasıl değerlendirirsin?

Sporun genelinde şu sıkıntıyı çok yaşıyoruz; sanki spor sadece göz önünde olan branşlardan ibaretmiş gibi düşünülüyor. Özellikle ülkemizde sponsorluk sorunu çok yaşanıyor. 5 branşta yarışıyoruz. Birçok yerden birden fazla sponsor elde edebiliriz ama insanların çoğu modern pentatlonu bilmediği için maalesef sponsor bulmakta zorlanıyoruz.

Ayrıca tesis sıkıntımız da var. Örneğin; yurt dışına yarışmaya gittiğimizde tek bir tesisten çıkmadan 5 branşı da yapabiliyoruz. Ancak Türkiye’de her branş için farklı bir yere gitmek gerekiyor ve bu yaptığım yol beni zorluyor. Sanki ikinci, üçüncü antrenman gibi oluyor. O yüzden hem sponsor hem de tesis konusunda sıkıntılar olduğunu düşünüyorum.

Sadece pentatlon özelinde değil bütün spor branşları düşünülerek tesis sorununun çözülmesi bizim için çok daha iyi olacaktır. Örneğin, Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi var ancak hem biraz uzak hem de bütün branşları içerisinde barındırmıyor. Yüzme ve koşu var ama binicilik çoğu spor alanının içinde bulunmamakta. Bu yüzden tüm branşların bir arada olduğu bir tesis biz sporcular için çok daha iyi olacaktır.

Peki ya ailelerin bakış açısı…

Pentatlon maddi ve manevi anlamda pahalı bir spor o yüzden çoğu aile standardına uymuyor. Küçük yaşta bile her branş malzemesinin teker teker alınması gerekiyor. Dolayısıyla bu da ailelerin bütçelerini zorluyor. Oysa çok yetenekli çocuklar var. Zaten bu gibi nedenlerden dolayı sporcuların çoğu üniversiteye gelip burs aldıktan sonra da bırakıyorlar. Yurt dışında bir sporcunun gördüğü destek ile bizim burada gördüğümüz destek aynı değil.

Bir de ailelere spor dışında, dersler daha önemli geliyor. “Günde 5 branşa çalışacağına oturup ders çalışsın daha iyi” diye düşünebiliyor. Ancak ben her ailenin çocuğunu spora yönlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bundan sonrası için hedefin nedir?

Pandemi sürecinden dolayı 2020 yılında hiç yarışmaya giremedim ve gençler kategorisinde son yılımdı. Bir anda kendimi büyükler kategorisinde buldum. Büyükler gerçekten çok tecrübeli ve bambaşka bir ortam. O yüzden büyükler kategorisindeki ilk yarışımda finale kalmak istiyorum. Ayrıca 24 Yaş Altı kategorisinde iki senem daha var. Bu 2 yıl içerisinde bir Avrupa derecesi hedefliyorum. Uzun vadede tabii 2024 Olimpiyatları var. Bunun için çok çabalıyorum.

Gamze Biber

Bunları da Okuyabilirsiniz

VSPOR DERGİSİ

Tutkunu olduğumuz bu sevdaya delicesine ilerlediğimiz bu yolda sporun kitleleri tek bir noktada birleştirdiğine inanlardanız: Zafer (Victory). Sporda başarılı olmanın bir branşta kazanılan zaferin ne demek olduğunu en iyi anlayanlar belki de spor aşkına sahip olan insanlardır. Lebron James’in, Jordan’ın, Boliç’in, Sergen Yalçın’ın ve Kobe Bryant’ın kazandığı bir karşılaşma sonunda gösterdikleri reaksiyon insanlığın zafer kazanmaya ne kadar tutkulu olduğunu göstermektedir.

Abone Ol

Victory Dergi içerikleriyle ilgili e-posta bületinimize kaydolun!

victorydergi.com 2021 © Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım & Uygulama: Aksel Gültekin