Diğer SporlarKathrine Switzer: Koş Switzer Koş

Elif Ezgi Kılınç1 ay önce26 dakika

Meşhur Forrest Gump filmindeki “Run Forrest Run!” repliğinin geçtiği sahneyi bilmeyenimiz yoktur. Bahsi geçen bu meşhur sahnede Forrest Gump’ın bacak atellerinden sıyrılıp ona taş atarak kaçmasını engellemeye çalışan çocuklardan koşarak kurtulmasına şahit oluruz. Forrest Gump filminin efsaneleşmiş bu sahnesiyle çarpıcı benzerlikler barındıran efsane bir koşuya, 1967 Boston Marotunu’na gitmeye ne dersiniz? Üstelik, Boston Maratonu’nda yaşananlar bir film değil, gerçekti! Kathrine Switzer, Boston Maratonu’nda, yarışın yöneticisi olan Jock Semple’ın çirkin saldırısından sıyrılıp antrenörü Arnie Brigss’in yangından kaçarcasına “Koş!” komutuyla yarışı resmi olarak tamamlayan ilk kadın yarışmacı olmayı başaracaktı.

Daha Fazlasını İstemek

Uzun soluklu her koşunun hazırlık sürecinde olduğu gibi Kathrine Switzer de zorlu hava koşullarına rağmen antrenmanlarını aksatmadan yapıyor, antrenörü Arnie Briggs’in de emektarı olduğu Boston Maratonu hakkında anlattığı hikayeleri dinleyerek motive oluyordu. 1966 yılının Aralık ayında bir kar fırtınasının ortasında antrenörü Arnie Briggs ile yaptığı bir koşu antremanı sırasında Kathrine Switzer’in Boston Maratonu ile ilgili anlatılan hikayeleri dinlemekten daha fazlasını yapmak istediği bir an geldi. Ve, Arnie’ye Boston Maratonu’na katılmak istediğini söyledi. Switzer’e antrenörünün verdiği ilk cevap; kadınların, Boston Maratonu’nda koşması gereken 26 millik mesafeyi koşamayacak kadar kırılgan olduğuydu. Boston Maratonu’na kaçak bir şekilde giren ve maratonu tamamlayabilen başka bir kadın olan Roberta “Bobbi” Gibb’den bahseden Switzer, Arnie’yi onu Boston Maratonu’na hazırlaması konusunda ikna etmesi uzun sürmeyecekti. Syracuse Üniversitesi’nde gazetecelik bölümü okurken kadın koşu takımı olmadığı için erkekler kros takımında gayri resmi olarak antrenman yaparken tanışmış olduğu Arnie, 19 yaşındaki Kathrine Switzer’in koşu konusunda ne kadar özverili olabileceğini gayet iyi biliyordu. Ve, ’66 yılının Aralık ayında yaşadıkları bu tartışma “Boston Maratonu’nda koşabilecek bir kadın varsa o da sensin ama bana bunu kanıtlaman gerekiyor” diyerek sonlandı.

Fırtına Öncesi Sessizlik

Boston Maratonu’na 3 hafta kala Switzer, 31 millik bir mesafeyi koştu. Ve, Arnie’ye yarışmaya katılmak için ne kadar kararlı olduğunu ziyadesiyle kanıtladı. Arnie, o zamanlar için her kadının olmasada Switzer’in Boston Maratonu’nun üstesinden gelebileceğine ikna olmuştu. Ve, maraton için başvurular açıldığında bu işi etik olan yoldan yapmaları gerektiğini, kural dışı bir şekilde maratona katılacak olurlarsa Amatör Atletizm Birliği’yle başlarının derde girebileceğinden bahsetmişti. Switzer, yarışma yönetmeliğini incelediğinde cinsiyetle ilgili herhangi bir kısıtlamaya rastlamadı ve yanlış anlaşılmaya sebebiyet verebileceğini aklının ucundan bile geçirmeyerek başvuru formunu doldururken imzasını her zaman attığı gibi “ K.V. Switzer” olarak attı. Şu ana kadar işler yolunda gitmişti. Tıpkı fırtına öncesi sessizlik gibi…

İki hafta sonra Switzer’in, çekiç atma sporunda ulusal sıralamaya girmiş ağır sıklet sevgilisi Tom Miller, Boston Maratonu’na kendisinin de katılacağını erkeksi bir özgüvenle bildirmekten geri kalmadı. Bir kadın bu maratonu koşabiliyorsa kendisinin antreman bile yapmasına gerek olmadığı kanısındaydı. Aynı zamanda eski bir Amerikan futbolcusu olan Miller’ın en az vücudu kadar gelişmiş egosu ona bu erkeksi özgüveni reva görüyor ve Boston Maratonu’nu fethedeceğinden şüphe bile duymuyordu. Bir kadın olarak Switzer’in Boston Maratonu için harekete geçmesi çevresindeki erkeklere aşırı özgüven vermiş olacak ki Miller’dan sonra üniversitenin kros takımı oyuncularından John Leonard da Boston Maratonu’na katılmaya karar verdi. Böylece, ’67 Boston Maratonu’nda koşacak ekip tamamlanmış oldu.

Maraton Başlıyor

1967 yılının maraton sabahında yağan kar adeta sessizliğin son bulmaya başladığının sinyallerini veriyordu. Switzer ve ekibi, doyurucu bir kahvaltının ardından Hopkinton Lisesi’ne yarışma numaralarını almaya gittiklerinde kar iyiden iyiye etkisini göstermeye başlamıştı. Uzun bir koşu için elverişsiz olan bu hava şartları Switzer’i endişelendirmemişti bile. Uzun zamandır böyle zorlu hava koşullarında antreman yapan Switzer’in endişelendiği şey, maratonu koşarken giyeceği yeni ütülenmiş eşofmanlarıyla kombinlediği altın küpeleri ve özenle sürdüğü rujuyla hoş ve kadınsı görünebilmekti.

Takım olarak başvurdukları için takım kaptanı olan Arnie’nin, koşu numaralarının bulunduğu zarfları yarış organizatörlerinden alması yeterli olmuş, Switzer yarış organizasyonundan kimsenin dikkatini “henüz” çekmemişti. Arnie’nin endişelerinin aksine yarışmacılar maratonda bir kadın koşucu görmekten memnun kalmışlar ve Switzer’a yoğun ilgi göstermişlerdi. Switzer’in hoş karşılanmasından memnun kalmayan ve ilgiyi kendi üzerinde isteyen Tom Miller memnuniyetsizliğini eline geçirdiği ilk fırsatta dile getirerek Switzer’a rujunu hemen silmesini yoksa kadın olduğunu anlayacaklarını söylemekten geri durmamıştı. Rujunu çıkarmayacağını belirten Switzer ile aldığı cevaptan hiç memnun kalmayan, buyurduğu her şeyin kadınlar tarafından ikiletmeden yapılamasına alışkın olan her erkeğin yapacağı gibi surat asan Miller başlangıç noktasına ilerlemişler ve yarışın başladığının habercisi tabancanın patlama sesiyle yarışa gergin başlamışlardı.

Pençelerin Kaldırımda Çıkarttığı Ses Gibi

Maratonun sakin geçen ilk birkaç mili boyunca Switzer, diğer yarışmacılar tarafından kendisine yapılan tezahüratları, dilekleri ve cesaretlendirmeleri çocuksu bir heyecanla kabul ediyor, eğlenceli geçen koşunun tadını çıkartıyordu. Arnie ve Miller ise Switzer’a gösterilen bu ilgiden kendilerine de pay biçiyorlar, maratonu tamamlamak açısından daha fazla motive oluyorlardı. İlerleyen dakikalarda Boston Maratonu’nda bir kadının koştuğunun haberini alan basın resmen maraton alanına akın etmeye ve yarıştan sonraki gün gazetelerin ön sayfalarını süsleyecek olan fotoğraf karelerini yakalamaya başlamıştı. Boston Maratonu’nu tarihin sansasyonel olaylar sayfasına kazıyacak olan ana koşar adım yaklaşan Switzer’in yarışma yönetici Jock Semple’ı gaddar bir yüz ifadesiyle karşısında dikilirken görmesi çok uzun sürmedi. Yolun ortasında dikilen ve parmağını onaylamaz bir şekilde ona doğru sallayarak bir şeyler geveleyen Semple’ın, Boston Atletizm Derneği’nin yaka iğnesini taktığını fark etti Switzer. Ve, daha sonra başından geçenleri anlatırken arkasından geldiğini duyduğu sesin, spor ayakkabının çıkardığı sese hiç benzemeyen bu yabancı ayakkabı sesinin tıpkı peşinden gelen bir köpeğin pençelerinin kaldırıma değirdiğinde çıkardığı sesi anımsattığını ifade edecekti.

Koşmaktan Asla Vazgeçme

Switzer’in gayri ihtiyarı bir şekilde dikkat kesildiği sesin kaynağına doğru kafasını çevirmesiyle erkek egemen toplumların kadınların üstünde hissetmesini istediği baskıyı ve korkuyu, öfkeyle gerilmiş yüzünün her zerresiyle yansıtan Jock Semple’la burun buruna gelmesi bir oldu. Daha önce saldırıya uğramayan nadir kadınlardan olan Switzer, Jock’un bu öngörülemez saldırısı karşısında donakalmıştı. Jock, Switzer’in üstüne iliştirdiği koşu numaralarını sökmeye çalışırken ve ona yarışmasından defolmasını haykırırken Switzer’a karşı yapılan bu amansız saldırıya ilk müdahale Arnie’den geldi.

Zaten, zayıf olan Arnie’nin olaya müdahalesini kolaylıkla ekarte eden Jock Semple’a ikinci müdahale Switzer’in, spor geçmişinden dolayı gücü kuvveti yerinde olan erkek arkadaşı Miller’dan geldi. Miller, Jock’ı yolun kenarına ittirerek etkisiz bırakmayı başarmış ve daha sonra kamuoyunun da algısına sunulacağı gibi Switzer’i yani biricik sevgilisini kurtarmıştı. Switzer, Jock’ın saldırısına karşı çaresiz kalmasından dolayı aşağılanmış hissetmiş ve sevgilisi tarafından “kurtarılması”na minnet duyamayacak kadar pişman olmuştu. Switzer, olay yerinden hızla uzaklaşırken bir anlığına yarışmadan çekilmeyi düşünmüş fakat kısa bir süre sonra aşağılanma duygusu öfkeye dönüşerek spor alanında kadınlara tanınmayan olanaklar yüzünden kadınların spor yapamadıklarını, zafer ve rekabet gibi duyguları tadamadıklarını fark etmeye başlamıştı. Artık, Boston Maratonu’nu tamamlamak için gerçek bir amacı vardı. Eğer yarışmayı yarıda bırakır ve yolun sonuna kadar gidemezse kimse kadınların 26 Mil’den fazla koşma yetisine sahip olduğuna inanmayacaktı. Jock Semple ve onun gibiler kazanırken kamuoyu da basının yönledirmesiyle Kathrine Switzer’in yarışa katılmasının asıl amacının reklam yapmak olduğuna inanacaktı. Bitiş noktasına vardığında -bu konuda kararlıydı- herkese, kadınlara da erkeklere tanındığı gibi fırsatlar tanınırsa sadece 26 mil değil ne kadar mesafe olursa olsun koşabileceklerini gösterecekti.

Kaplumbağa ve Tavşan

İlerleyen dakikalarda Tom Miller, Boston Maratonu’nda olanlar için erkek bir saldırganı suçlamak yerine sadece koşmaya hevesli küçük bir kız çocuğundan farksız olduğunu düşündüğü kız arkadaşını suçlamıştı. Switzer yüzünden bir yetkiliye vurmak zorunda kaldığı için Boston Atletizm Birliği’nden atılacağını ve olimpiyat takımına alınma şansının da kalmadığını söylemişti. Bu sözler yeteri kadar Switzer’ın canını sıkmamış gibi, hırsını en yakınındaki kadından çıkarmaya alışmış olan erkeklerin takındığı tavırla sözlerini Switzer’in çok yavaş koştuğunu ifade eden Miller, diğer koşucuların arasında gözden kaybolmuştu. Kaplumbağa ve tavşan hikayesini andıran bu anlarda Switzer ve ekibi, Arnie’nin komutuyla hızlarını yavaşlatmış olmalarına rağmen az sonra Miller’ı yürürken yakalamış ve onu geçmişlerdi. Miller’ın yalvarma derecesine varan ısrarlarına rağmen Switzer onunla yürümeyi kesinlikle reddetmiş ve yoluna yavaş ama istikrarlı bir şekilde devam etmişti. Boston Maratonu’nun bitiş çizgisine vardığında Switzer’in ayağında oluşan baloncuklar patlamış ve ayaklarını kan içinde bırakmıştı. Bir kadın olarak Switzer, basının pes edeceği anı yakalama çabalarını boşa çıkararak beklenenin aksine tüm dünyaya Boston Maratonu’nun kırılgan kadınlar için uygun olmadığını değil kırılgan karakterli erkekler için uygun olmadığını yolu Miller’dan önce katederek kanıtlamıştı.

Başarıdan Başarıya Koşulan Yıllar

Kathrine Switzer için küçük ama kadınların spor müsabakalarında yer alabilmesi için büyük adımların atıldığı 1967 Boston Maratonu, 1972 yılında kadın koşucuları bünyesine dahil etmeye başladı. Maraton hayatına durmaksızın devam eden Switzer, 1974 yılında kadınlar kategorisinde New York City Maratonu’nun kazananı oldu. Kişisel rekorunu ise; ’75 Boston Maratonu’na tekrar katılması ve ona ikinciliği getiren yarışı 2:51:37 gibi kısa bir sürede tamamlamasıyla kırmış oldu. Runner’s World Magazine tarafından 1967-1977 yıllarını kapsayan “On Yılın En İyi Kadın Koşucusu” seçildi. Kadınların spordaki yerini durmaksızın koşarak geliştiren Switzer, 1984’te kadın maratonunun bir Olimpiyat etkinliği haline gelmesinin önünü açan, 1978-1984 yılları arasında çeşitli şehirlerde yıldan yıla düzenlenen “Avon International Women’s Running Circuit”ı başlattı.

Tutkusu olan sporu hiçbir zaman terk etmeyen Switzer, kadın sporunun gelişmesi için döktüğü terlerin karşılığını ise 1984 yılında Los Angeles’ta düzenlenen ve Olimpiyat Oyunları’nda ilk defa yer bulan kadınlar maratonunun açılış konuşmasını yaparak almış oldu. ABC ve diğer büyük televizyon kuruluşları için konuşan Switzer bu yıldan sonra düzenlenen maratonların değerlendirmelerini yapan bir televizyon yorumcusu oldu. Ayrıca, Los Angeles Maratonu için yapmış yorumla 1997 yılında Emmy Ödülü’ne layık görüldü. Artık, bir amacı ve sorumluluğu olan Switzer, Boston Maratonu’ndaki ilk koşusunun 40’ıncı yıl dönümünde “Maraton Kadını” isimli kitabını yayımladı. “Maraton Kadını” kitabı Switzer’e gazetecilik dalında Billie Jean King ödülünü kazandırdı. 2011 yılında, koşarak dünyadaki kadınlara ilham olmasıyla sosyal bir devrim yarattığı için “Ulusal Kadınlar Onur Listesi”ne dahil oldu.

Wonder Woman

1967 yılından bu yana kadınların koşması ve maratonlara katılabilmesi için fırsatlar yaratmaya çabalayan Switzer, 2015 yılında “261 Fearless” ismiyle kar amacı gütmeyen bir kuruluşa imza attı. 261 Fearless oluşumu kadınların yaşam engellerini aşmasını ve sağlıklı yaşama adım atmasını destelemek amacıyla koşuyu araç olarak kullanan bir kuruluştu.

2017 yılındaki Boston Maratonu’na katıldığında ilk koşunun 50’nci yıl dönümüydü. 1967 yılında kendisine verilen 261 numarasını üstüne iliştiren Switzer bu sefer maratondaki “tek” kadın değildi. 261 Feraless’ın koşu takımına liderlik eden Switzer’e maratondaki toplam koşucuların neredeyse yarısı olan 13 bin 700’den fazla kadın koşucu eşlik ediyordu. Yarışı 4:44:31 ile tamamlayan Switzer’ın onuruna, Boston Atletizm Derneği “261” numarasını başka hiç bir koşucuya atamayacağını bildirdi. “Marathon Woman” olarak tanınan Kathrine Switzer, artık kadın koşucuların “Wonder Woman”ıydı. Kadınlar özelinde sporun özellikle de atletizmin gelişmesi için büyük adımlarla koşan Kathrine Switzer, filmlerdeki süper kahramanlardan farklı olarak gerçek dünyaya ve atletizm tarihine “K.V. Switzer” imzasını kalıcı olarak attı.


KAYNAKÇA:

* https://kathrineswitzer.com/1967-boston-marathon-the-real-story/

* https://www.skysports.com/amp/more-sports/athletics/news/29175/12475824/kathrine-switzer-first-woman-to-officially-run-boston-marathon-on-the-iconic-moment-she-was-attacked-by-the-race-organiser

* https://www.runnersworld.com/news/a20852681/who-was-that-guy-who-attacked-kathrine-switzer-50-years-ago/

* https://amp.scroll.in/field/969618/pause-rewind-play-she-was-attacked-at-1967-boston-marathon-for-being-a-woman-rest-is-history

* https://www.womenofthehall.org/inductee/kathrine-switzer/

Elif Ezgi Kılınç

Bunları da Okuyabilirsiniz

VSPOR DERGİSİ

Tutkunu olduğumuz bu sevdaya delicesine ilerlediğimiz bu yolda sporun kitleleri tek bir noktada birleştirdiğine inanlardanız: Zafer (Victory). Sporda başarılı olmanın bir branşta kazanılan zaferin ne demek olduğunu en iyi anlayanlar belki de spor aşkına sahip olan insanlardır. Lebron James’in, Jordan’ın, Boliç’in, Sergen Yalçın’ın ve Kobe Bryant’ın kazandığı bir karşılaşma sonunda gösterdikleri reaksiyon insanlığın zafer kazanmaya ne kadar tutkulu olduğunu göstermektedir.

Abone Ol

Victory Dergi içerikleriyle ilgili e-posta bületinimize kaydolun!

victorydergi.com 2021 © Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım & Uygulama: Aksel Gültekin