Site icon Victory Dergi

Sadio Mane: Geride Bırakabilme Cesareti

Gözlerinizi kapatın ve bir anlığına son 5 yıldır Liverpool şehrinde yaşadığınızı, avrupa futbolunu kasıp kavuran takımın bir parçası olduğunuzu hatta o takımın efsanesine dönüştüğünüzü hayal edin. Böyle bir durumda oradan ayrılmak pek çoğumuzun aklından bile geçmeyecektir. Sadio Mane ise geçtiğimiz yaz “doğru zaman” olduğuna inanarak konfor alanını terk etti. Bu ayrılık kararını vermek kolay olmasa da başardığı ne varsa başardığına inanan Mane artık zamanın geldiğine karar verdi ve Munih’in yolunu tuttu.

Yırtık Bot

Sadio Mane, hedeflerine ulaşmak için vermek zorunda olduğu ilk ayrılık kararını henüz 15 yaşında aldı. Çocukluğuna dair hatırladığı ilk andan beri futbol oynuyordu. Ancak, bizim onu tanıdığımız gibi yeşil sahalarda değil. Bu hatıralarda Mane futbol topu ile hünerlerini köyünün tozlu ve çamurlu sokaklarında gösteriyordu. O hep futbol topu ile birlikteydi. 2002 Dünya Kupası’nda Senegal’in başarısından sonra ise ülkenin bütün çocukları futbol oynamaya başlamıştı. Dünya Kupası’ndan sonra köyler arasında düzenlenmeye başlayan amatör turnuvalarda ortaya çıkan gerçek Mane’nin en iyisi olduğuydu. 24 bin nüfuslu yerleşkenin tamamı onun yeteneği karşısında büyüleniyordu. Ancak, imam olan babası ve dindar ailesi oğullarının futbol topunun peşinden koşmasını doğru bulmuyordu.

Bütün kasaba gibi Mane’nin ailesi de yoksulluk içinde yaşıyor ve aile, bütün çocuklarına bakacak maddi gücü bulamıyordu. Bu sebeple Sadio Mane çoğunlukla amcası ile yaşıyordu. Erken yaşta babasını kaybedince ebeveynlik görevi tamamen amcasına kalmıştı. Sokaklarda oynadığı futbol onu futbolcu olma hayallerine yaklaştırmıyordu. 15 yaşında geldiğinde ülkenin başkenti Dakar’a gitmesi gerektiğine karar verdi Mane. Futbol topuyla yaptıkları bütün kasabayı bu yolculuğun gerçekleşmesi gerektiğine ikna etmişti asıl zor olan ise ailesini ikna etmek oldu. Sonunda Dakar’da seçmelere girdiğinde ikna etmesi gereken kişi ona: “Bu yırtık botlarla nasıl oynayacaksın” diye şaşkınlıkla soran yaşlı bir adamdı. Belki de en kolayı bu oldu Mane için. Yırtık botları ile sahada hünerlerini göstermeye başladığı anda yaşlı adamın fikri değişmiş ve hemen onu takıma almaya karar vermişti.

Bambalili Hayalperest Bir Genç

Yeteneklerini başkentte Generation Foot Akademi’de göstermeye devam ederken Fransız gözlemciler Mane’yi görür görmez kendisinin hayatındaki ikinci ayrılık anı gelmişti. Bu kez yolculuk onu yalnızca köyünün sınırlarının dışına değil Senegal sınırlarının da dışına Fransa’nın Metz şehrine götürüyordu. Sonunda Mane’nin hayalini kurduğu senaryo gerçek olmuştu. Dakar’da futbol oynarken ona inanmayanlar vardı. Ailesi ise onun geri döneceğini düşünüyordu. Çünkü, Bambali’den hayalperest bir gencin futbolcu olabileceği hiç gerçekçi gelmiyordu kimseye. Mane de hakkında böyle düşünüldüğünün farkındaydı ve Metz’e adım attığı an hayallerin gerçek olacağını biliyordu.

Fransa’ya gidene kadar kimseye haber vermemeye karar verdi. Metz’e adım atar atmaz annesine sürpriz yapacaktı. En başından beri her şeyi planlamıştı ama hesaplayamadığı faktörler bir gecikmeye neden oldu. Artık hayalleri gerçek olmuştu ama bu gelişmeyi ailesine iletebileceği bir telefona sahip bile değildi Sadio Mane. Birkaç gün sonra arkadaşlarından aldığı telefon kartı ile hattın karşısındaki sese “Anne ben Fransa’dayım!” dediğinde annesi için buna inanmak kolay olmamıştı. Oğlunu ülkenin başkentine nasıl gönderdiğini hatırlayınca bu cümleyi duyduğunda gelen güçlü hisleri kelimelerle anlatmak mümkün olmasa gerek. Mane’nin, Dakar yolculuğu için bütün birikimini feda eden yalnızca çiftçilik yapan ailesi değildi onun futbol topu ile yaptıklarını gören bütün kasaba seferberlik ilan etmiş herkes yol parasına ortak olmuştu.

Sihirli Dokunuş

Profesyonel bir kontrata imza atmış bir futbolcu da olsanız göç etmek her zaman zordur. Afrika’nın yoksul bir köyünden çıkıp Avrupa’nın göbeğine göç ediyorsanız adaptasyonun ne kadar zor olacağını anlatmaya gerek yok. Hele ki kış aylarının 30 derece üzerinde geçtiği Senegal’den Fransa’ya Sadio Mane gibi ocak ayında göç ederseniz kış en çok sizin için zor geçecektir. Mane için de kolay olmadı Metz’deki ilk günleri şu an bildiğimiz Mane’den oldukça uzaktaydı. Neyse ki adaptasyon sorununu çözmek için ona yardımcı olacak şeyin ne olduğunu çok iyi biliyordu. Tabii ki futbol topu. Burada geçirdiği tam sezonun ardından takımı Metz küme düştü. Ancak, Mane burada da sihrini göstermeye devam etti. Onun sihrinden bu kez etkilenenler Avusturyalılardı. Sezon sonunda 4 milyon Euro karşılığında Salzburg’a transfer oldu.

Salzburg’a giderken artık yeni bir ülkeye transfer olmanın ne demek olduğunu biliyordu. Kısa sürede Almanca öğrendi ve dil bariyerini ortadan kaldırdı. Geri kalanları için zaten sahaya çıkmasının yeterli olacağını biliyordu. Teknik direktör Roger Schmidt’in de dokunuşlarıyla bu kez Sadio Mane sihri bütün Avrupa’yı etkisi altına aldı. Sadece takımıyla kazandığı arka arkaya iki lig şampiyonluğu değil avrupa kupalarında gösterdiği performans da onu en büyük hayaline bir adım daha yaklaştırıyordu.

Çocukluk Rüyaları

Çocukken televizyon bulabildiği her an izlediği ve orada olmayı hayal ettiği lig artık onu çağırıyordu. 2016 Eylül ayında Southampton’a imza attı ve sahaya çıktığı ilk andan itibaren Premier Lig sahnesinin de en önemli sihirbazlarından birine dönüştü. Burada Ronald Koeman ile şimdiye kadar karşılaştığı hoca profillerinden bambaşkasını deneyimleyen Mane iki yılda attığı toplam 25 gol ile hemen herkesin dikkatini çekmeyi başardı.

Artık herkes onu istiyordu istemesine ama Sadio Mane kariyeri boyunca sadece doğru zamanda ayrılmayı değil aynı zamanda doğru yerde doğru insanlarla olmayı biliyordu. Jurgen Klopp’un Liverpool’unun kendisi için en doğru adres olacağını düşünüyordu. Liverpool forması altında başardıkları yaptığı tercihin ne kadar doğru olduğunu da kanıtlamaya yetti.

Kan Kardeşler

Doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanlarla olmayı başaran Mane, kırmızılardaki ilk yılında Coutinho ve Firmino ikilisi ile çok iyi bir uyum yakalayarak harika bir performans gösterse de bir sonraki sezon Coutinho’nun takımdan ayrılması ve başka bir Afrikalı yıldız Salah’ın takıma katılmasıyla tarihin etkili üçlülerinden biri ortaya çıkmış oldu. Bu üçlü rakip defansları paramparça ederken iki Afrikalı yıldızın arasındaki rekabet hep konuşulmaya devam etti. Mane bunu yalnızca medyanın konuşmayı sevdiği bir olay olarak nitelendirse de hiç dile getirilmeyen bu rekabet adeta herkesin gözleri önünden sergilenen bir gösteriye dönüşmüştü.

2021 Afrika Uluslar Kupası finalinde ise bu gösterinin son perdesi kıtanın en önemli kupası için sergilendi. Mane, Senegal ile ilk Afrika Kupası için sahadayken Salah, kupanın abonesi olan ülkesi Mısır ile koleksiyona bir yenisini daha eklemek için mücadele ediyordu. Fakat, bu kez kazanan Sadio Mane ile Senegal oldu. Maç sonunda kazanan Mane’nin kaybeden Salah’ı nasıl teselli ettiğini gözünüzün önüne getirirseniz bu rekabetin aynı zamanda nasıl bir dostluk yarattığını görebilirsiniz.

Babam İçin

Mane bugün geldiği yer için her zaman halkına borçlu olduğunu düşünüyor, onu Dakar’a gönderecek parayı bulabilmek için herkesin elini taşın altına koyduğunu hiç bir zaman unutmadı. Yeşil sahaya her çıktığında sanki o borcu ödemek için oynuyor ve her seferinde de karşılığını veriyor. Afrika Kupası, Mane’nin ellerinde yükseldiğinde Bambali köyü gösterdiği seferberliğe değdiğine inanmıştır muhtemelen. Ama, Mane bunun yeterli olduğunu düşünmüyordu. Doğup büyüdüğü köye yaptırdığı hastane açılışında yaptığı konuşmasında babasının ölümünden bahsederek: “Köyümüzün bir hastanesi olsa babam ölmeyebilirdi, yalnızca karnı ağrıyordu.” derken artık yalnızca karnı ağrıyan babaların tedavi edilebilmesini istiyordu. “Ailemin asla beni okutacak parası olmadı” cümlesiyle Mane köyündeki çocuklar okuyabilsin diye okul yaptırmaktan da geri durmadı. Senegal’den doğru zamanda ayrıldı ama ayrıldığı yeri asla unutup bir kenara atmadı.

Ayrılık Zor

Bütün hayatı doğru zamanda konfor alanını terk etmekle geçen Mane geçtiğimiz yaz yine ayrılık vakti geldiğine karar verdi. Liverpool’un ilk Premier Lig şampiyonluğunu kazanan, avrupa kupalarına birer birer uzanan ve son yılların en dominant kadrolarından birinin en önemli parçalarından biriyken bu kararı almak şüphe yok ki kolay olmamıştır. Pek çok Liverpool taraftarını üzmüş hatta hayal kırıklığına uğratmıştır. Ama, Sadio Mane’nin bugün olduğu kişi olmasını sağlayan en önemli faktör memleketi Bambali’den ayrılma cesaretini gösterebilmiş olmasıydı. Bunu hiç aklından çıkarmayan Mane’nin içgüdüleri gitme vaktinin geldiğini söylüyorsa muhtemelen doğru kararı vermiş olmalıydı.

Bayern Munih formasını giydikten sonra yaptığı ilk basın toplantısında: “Liverpool’dan ayrılmak ve burada olmak için doğru zaman” sözlerini kullanımştı. Şimdi yeni bir meydan okumanın içerisinde omuzlarına büyük bir yük daha aldı. Bayern Munih formasının ağırlığının yanında Lewandowski’nin yokluğunu da onun doldurması bekleniyor. Mane bu tercihi yaparken Klopp’dan sonra Nagelsmann ile çalışacak olmak etkilemiş midir bilinmez ama şimdiye kadar yaptığı tercihlerde çalıştığı teknik direktörler onun kariyerinde hep önemli etkisi oldu. Kariyerinin başında Salzburg’da Roger Schmidt ve Ragnick ile yolları kesişti, Klopp ile olan birlikteliği onu Avrupa’nın zirvesine taşıdı. Şimdi ise Nagelsmann onu hücum hattının en ucunda, bambaşka bir oyuncuya dönüştürmek istiyor.

Sadio Mane yeteneklerini Almanya’da sergilemekten geri durmuyor olsa da Bayern Munih için son zamanlar biraz çalkantılı geçiyor. Hep doğru zamanda doğru yerde olan Mane bu meydan okumada yine doğru zamanı tutturdu mu onu zaman gösterecek.

 

Exit mobile version