Site icon Victory Dergi

Garry Kasparov: Bir Dehanın Anatomisi

Satrançta her hamle bir ihtimaller denizi yaratır. Yeni hamle sırasında, birkaç hamle sonrasını düşünmek elzemdir. Bunu sadece kendin için değil karşı taraf için de yapman gerekir. Rakibi okuyabilmek de deyim yerindeyse insan sarraflığı gerektirir. Yeri geldiğinde korkusuz olmak büyük ödüller getirebilir. O an ki olumsuz görüntüye rağmen kendi bildiğin oyunda inatçılık gerektirebilir. Sabır ister satranç; Çünkü üzerine düşünülebilecek ve ustalaşılabilecek binlerce hamle vardır. Her zeki insanın tecrübesi olmasa dahi çabuk kavrayabileceği bir oyun olduğu varsayılır. Yine de sadece yıllara yayılan emekle ustalaşılabilir. İyi bir stratejist olmanın hayati önemi vardır. Sıkı ve saatlere yayılabilecek kadar keskin bir odak gerektirir. Saplantılı olunmalıdır. Çünkü, aynı yolu defalarca yürürsün. Korkusuzluk gerektirir. Yeri geldiğinde muharebeyi kazanmak adına, eldekilerden fedakarlık edilir. 8×8’lik bu tahtanın üstünde her zaman büyük ama sessiz savaşlar verilir…

İnatçı

O dönem Sovyet Sosyolist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) topraklarında olan Bakü’de doğan Garry Kasparov, henüz 7 yaşındayken babasını kaybetmişti. Satrancın aradığı tüm karakteristik özellikler fazlasıyla bu çocuğun anatomisinde toplanıyordu. 1 yıl içinde satrançla tanıştı ve kısa sürede tüm odağını bu oyuna verdi. Yaşıtları sokakta oyunlar oynarken; O bir tahtaya dünyayı sığdırmakla meşguldü. Harekete geçmesi için ona yapamayacağının söylenmesi yeterliydi. 15 yaşında davet bile edilmediği Sokolski Memorial Turnuvası’na katıldı. Davetsiz misafir tüm rakiplerini geçerek, birincilik tacını taktı. Hiç kimsenin daha önceden adını bile duymadığı Kasparov kısa sürede ilgileri üzerine çekmişti bile. Bu sürpriz turnuva galibiyeti onu devam etmek için motive etti. Satrancı meslek olarak yapamayacağını söyleyenlere inat, yolunda dolu dizgin gidecekti. Genç Kasparov, inadı ve federasyonun gözden kaçırması sayesinde Büyükustalar Turnuvası’na katıldı. Burada kazandığı başarılarla yaşı yetmemesine rağmen sıralamaya girmeyi başaracaktı.

Kararlı

Satranç dünyasında bir fırtına gibi esiyordu Garry Kasparov. Olağanüstü özgüveniyle maçlara çıktı ve bir daha asla geriye bakmadı. Hocası Botvinnik tarafından büyükler turnuvasına gizlice sokulduğunda, rakipleri onunla oynamayı kendilerine hakaret gördüler. Herkes ciddi bir turnuvada, oyun bahçesinde olması gereken bir çocuğun varlığını sorguluyordu. Tahta üzerindeki kararlılığı gözlerini kör eden Garry bir bir maçları hanesine yazdırdı. Neden orada olduğunu düşünmekle zaman kaybetmeyen çocuk, turnuvayı da kazanacaktı. Ortaya açık bir şekilde iddia koyan bu çocuk, yine de kendisini henüz bu dünyaya kabul ettirememişti. Herkes Garry’e karşı patronun kim olduğunu öğretecek olan yenilmez Karpov’a güveniyordu. Kararlı Garry, gözünü en tepeye, dokunulmaz olana dikti.

Saplantılı 

Güçlü savunma oyunuyla meşhur Karpov ile her zaman saldırı fırsatı kollayan Kasparov arasında bir maç oynanması fikri bile hayli ilgi çekiciydi. Kasparov’un hırsı, hem taktik hem de stratejik bir deha olarak her geçen gün daha da büyüdü. O küstah çocuğu durdurabilecek tek kişinin yalnızca yenilmez, kırılmaz, Sovyet Dünya Şampiyonu Karpov olduğu kesindi. 80’lere damga vuracak olan rekabetin ilk ayağı 1984 Dünya Şampiyonası’nda gerçekleşti. Henüz 21 yaşındaki Garry Kasparov, bu unvan için mücadele eden en genç satranç oyuncusu olmuştu. Tartışmasız şampiyon ve usta Karpov’a karşı böyle bir maçın ona ağır geleceği düşünülüyordu.

Sabırlı

Nitekim 6 galibiyet gereken maçta Karpov 4-0 öne geçince herkes bunun doğruluğunu kabul etti. Sabırla kuşanmış olan Kasparov ise pes etmedi ve üst üste 17 oyun berabere bitti. Karpov bunun üzerine maçı 5-0’a getirdiğinde herkes “Bu sefer bitti” dedi. Ancak Garry’nin mağlubiyeti kabullenmeye hiç niyeti yoktu. 5-0’dan sonraki 9 oyun da yine berabere bitti ve nihayet 32’nci oyunda Kasparov ilk galibiyetini aldı. Maç boyunca stres altında çok kilo veren Karpov, hastaneye kaldırıldı. Herkes maçın tayin edilmesi gerektiğini söylese de, iki oyuncu da sonrasında devam etti. Kasparov, bitap düşen rakibinin durumunu fırsat bilerek maçı 5-3’e kadar getirdi. İki oyuncunun da sabırla mücadeleye devam etme isteğine rağmen, Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) maçı iptal etti. Sağlık koşullarını zorlayan maçın iptaliyle, ilk kez bir Dünya Şampiyonluğu maçı yarım kalmıştı. Genç Garry’nin sabırlı bekleyişi de bir sonraki bahara kaldı.

Korkusuz

Garry her zaman çok dinamik bir oyuncuydu. Güçlü yönü ise olağanüstü sezgisi ve karmaşık pozisyonlardaki hesaplama yeteneğiydi. Bunun ötesinde Garry Kasparov, derin açılış hazırlığı ve başından itibaren agresif oyunuyla tanınıyordu. Sürekli olarak keskin, atak ve ürkütücü hatlar arıyordu. Stratejik avantaj elde etmek için büyük maddi fedakarlıklar yapabiliyordu. Korkusuzluğu rakiplerini de korkutuyordu. Korkusuz Kasparov 1985’te bir kez daha aradığı fırsatı buldu. 12,5 galibiyet alanın şampiyon olacağı bir maçtı. 12-12’lik beraberlik de ise son şampiyon Karpov unvanını koruyacaktı. Çok çekişmeli geçen oyunların ardından Kasparov 12-11 öndeydi. Son oyunda Kasparov bu sefer fırsatın elinden kaçmasına izin vermedi ve şampiyon oldu. Neredeyse 25 yıl sürecek bir saltanat başlatarak, Karpov’un güveninden geriye kalanları yuttu. O andan itibaren, 10 yıllık rekabet her zaman Kasparov’un lehineydi. Garry her zaman zafer için acımasızdı, en yetenekli satranç oyuncuları kadar yetenekliydi. Ancak baskı altında kırılmayan, hatta onunla gelişen muazzam bir psikolojik güce de sahipti. Enerjisi, ateşli görünümü ve özgüveni onun mirası olarak kalacaktı.

“Satranç mental bir eziyettir.” – Garry Kasparov
Exit mobile version