Site icon Victory Dergi

Fransa: Tekerrürden Kaçış

Bisiklet ve ragbi; Fransa’daki spor kültürünün ana hattı bu ikisi üzerinden ilerliyordu. Futbol elbette ki popüler, ama üzerindeki kara bulutlar hala dağılmış değil. Bu kara bulutlar ne mi? 1993 yılında David Ginola’nın başrolde olduğu Bulgaristan mağlubiyeti, büyük umutlarla gidilen Güney Kore ve Güney Afrika’da yaşanan hayal kırıklıkları. Fakat, Fransa iki kere dünya şampiyonu olmayı başardı. Ama, Fransız kimliğinin parçası olan kötümser tavır, hala takımda söz sahibi. 

Bunun yaşanmasındaki en önemli faktörlerden biri geçmişten öğrenilmiş çaresizlikler. Özellikle Zidane, Trezeguet, Thuram ve nice yıldızın domine ettiği 1998 ve 2000 yıllarından sonra Güney Kore günleri kabus gibi geçmişti. 2006’da ise Horozlar, Berlin’deki final maçına çıkmayı başardı, ama hikaye mutsuz bir şekilde sonlandı. ’98’de koca ülkenin umutlarını sırtlayan Zizou, daha sonra heykelleştirelecek malum Materazzi olayına imza attı. Kaosla sonlanan Dünya Kupası macerası, krizle devam etti. Güney Afrika’da Nicolas Anelka ile Raymond Domenech, küfür kıyamet birbirlerine girdiler.  

Uluslar Ligi’ndeki gidişat bu tekrarın gerçekleşebileceğine dair bir işaret veriyordu. Özellikle Hırvatistan ve Danimarka gibi Dünya Kupası’nda bulunacak takımlara karşı olan mağlubiyetler, Fransızlar için endişe verici. İşin hücum tarafında bir sıkıntı yok açıkçası. Üreticilik ve bitiricilik özelinde gayet kaliteli ayaklara sahipler, ama Danimarka maçlarındaki markaj hataları baş ağrıtabilir. Özellikle sadece üç maç sonunda kupadaki kaderin belirleneceğini düşünürsek, Didier Deschamps’ın bu konuda mesai harcadığını tahmin edebiliriz.

Temmuz 2018’de kaldırılan kupa sonrası bütün Fransa, coşkuyu iliklerine kadar yaşadı. Fakat ertesi akşam, bir şişe şarap eşliğinde kara kara bu turnuvayı düşünen bir kesimin de olduğuna eminim. Belki Karim Benzema yüreklere bir miktar su serpiyordur ama geçmişe karşı verilen savaşı kazanabilecek mi?

Beklentiler

Uluslar Ligi macerası, Horozlar’ın hafızasından silmek isteyeceği türden bir deneyim oldu. Ama bu onların favori olmasından bir şey götürmüyor. Her şeyden evvel Didier Deschamps, turnuvanın havasını çok iyi bilen bir hoca, bir lider. Saha içindeki sorunları çözdüğü takdirde Fransa’nın gruptan lider çıkma olasılığı gayet yüksek. Lider çıktıkları takdirde yol alacakları turnuva ağacı, madalya almaya ve hatta kupayı tekrar kaldırmaya gayet müsait.

Gerçekler

Turnuva ağacına göz gezdirdiğimizde, kupaya giden yolun dikenli olduğunu görüyoruz. Öncelikle gruptaki ana rakipten başlayalım; Danimarka. Euro 2020’de bir çoğumuzun sempatisini kazanan kırmızı-beyazlılar, Uluslar Ligi’nde de çetin ceviz olduklarını gösterdiler. Hem Paris’te hem Parken’de ikişer gol atarak Fransızları yendiler. Bu senaryonun tekrarlanması halinde Fransa’ya ikincilik yolu gözükür. Son 16 turundaki rakip de büyük ihtimalle Arjantin olur. Tangocular turnuvanın en kuvvetli favorilerinden; Messi, son turnuvasına ayrı bir motivasyonla hazırlanıyor. Kabul etmek gerekir ki Fransa’nın bu faktörler karşısındaki şansı oldukça zayıf. Grup ikincisi oldukları takdirde gerçekleşebilecek en iyi senaryo ise yarı final. Ancak, Avustralya mağlubiyetiyle başlangıç, grup sonunculuğu gibi ”deja-vu” hissi veren bir senaryo da mümkün. Fransızlar da dile getirmeseler bile bunun farkındadır. 

Teknik Direktör

Denge… Aime Jacquet, ’98 Fransa kadrosunu seçerken bu kavram üzerine yoğunlaştı. Seçtiği kaptan da bu temaya uygundu. Turnuva boyunca Didier Deschamps, hem saha içinde hem saha dışında kaptanlık vazifelerini yerine getirdi ve bunu ölçülü bir şekilde yaptı. Lilian Thuram, onun kaptanlığını hem rahat bırakan hem de mücadeleye zorlayan bir biçimde tanımlıyor.

20 yıl sonra teknik direktör olarak nasıl zafere ulaştığının sırrı belki de budur. Katar’daki en büyük sorun, ego savaşı olabilir zira sürekli bu hususla gündeme düşen bir Kylian Mbappe de orada olacak. Dört yıl önce sempatik bir çocukken bugünkü imajı hiç de iyi değil. Messi ve Neymar’la olan çalkantılı ilişkisi, milli takımın dinamikleri için endişe verici. Saha içinden ziyade aslında bu durum, Deschamps’ın en büyük sınavı olabilir.

Yıldız 

Aslında burası için düşünülen ismi tahmin etmek zor değil. Destansı Şampiyonlar Ligi aferi ve lig şampiyonluğunun ardından hak edilmiş bir Ballon d’Or kazandı Karim Benzema. Kariyerinin zirvesine doğru adımlar atarken 2018’de kaçırdığı Moskova treni, muhakkak onun içinde hala bir ukde. O esnada ülkeyi heyecanlandıran ve rüyaları gerçeğe dönüştüren bir delikanlı vardı; Kylian Mbappe.

Zamanla hiçbir şey aynı kalmaz ve aradan geçen dört yılda Mbappe’nin imajı da değişime uğradı. Monaco’nun ‘’wonderkid’’i olarak hayatımıza sempatiyle adım atan genç yıldız, arapsaçına dönen Real Madrid hikayesi ve Paris Saint-Germain’de gündeme geldiği haberlerle beraber antipati duyulan bir isim haline dönüştü. Sevenleri yok değil, elbette var, ama 3 yıldır ortalığı kasıp kavuran Erling Haaland sonrası yeri tartışılır oldu. Şimdi Şampiyonlar Ligi hayallerini ondan çalan Benzema, sakatlığı sebebiyle turnuvada forma giyemeyecek. Haaland ise Norveç’le beraber Dünya Kupası’nı kazanmayı bırakın, kaç kere turnuvada boy gösterir bilinmez. Bu sebeple Mbappe, mevkidaşları ile gireceği rekabette öne geçmek ve kaybettiği sempatiyi geri kazanabilmek için bu turnuvada varını yoğunu ortaya koyacaktır.

Sürpriz 

Katar yolculuğuna sayılı günler kala Didier Deschamps’a kötü haberler gelmeye başladı. 2018’de gelen zaferin kilit isimlerinden N’golo Kante ve Paul Pogba’nın sakatlıkları sebebiyle milli mesaiye katılamayacakları kesinleşti. Hem savunma hem de geçiş hücumundaki rolleri sebebiyle bu ikilinin yokluğu, beli bükülmüş bir Fransa anlamına gelebilir. Bu noktada Real Madrid’in çiçeği burnunda oyuncusu Aurelien Tchouameni, orta alan için daha da önemli bir isim haline geliyor. Monaco’dan Madrid’e transfer olan genç orta saha, aslında Casemiro’nun yedeği olacaktı ancak Brezilyalı Manchester United’a yol alınca, Aurelien kendini ilk 11’de buldu. Açıkçası beklenenden de iyi bir performans gösterdi. Genç yaşına rağmen dünyanın en büyük kulüplerinden birinde ortaya koyduğu performans, Didier Deschamps’ın içini bir miktar rahatlatıyordur. Katar’da kendini kanıtladığı takdirde ise uzun süre milli takımın değişmez isimlerinden olacaktır.

Exit mobile version