AnasayfaYazarAhmet Bozkurt, Victory Dergi sitesinin yazarı

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/11/lull-1280x720.jpg

Birinin ismi söylendiğinde diğerini çağrıştıran, yalnız düşünemediğimiz ve hatta zaman zaman parçalardan birini tek başınayken haksızca değersizleştirdiğimiz ikililer vardır: Batman ve Joker, tahin ve pekmez, Galata Kulesi ve Kız Kulesi… Hikâyelere, filmlere konu oldular. Unutulmaz karakterleri, lezzetleri kültürlere kazandırdılar. Bazen tamamlayan, bazen karşıt, bazense eşit iki parçadan oluşarak akıllara kazınan ve yemeklerden binalara, şehirlerden sahalara birçok yerde karşımıza çıkan ekürilerin en güzel örneklerinden birini de parkelerde gördük ve görmeye devam ediyoruz. 12 Haziran 1986’da Kanarya...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/10/partizan-1280x720.jpg

Mütemmim cüz; bütünü oluşturan, tamamlayıcı, ayrılmaz parça demektir. Nesnenin vazgeçilmezi olan mütemmim cüz, bir arabanın tekerleği de olabilir bir evin çatısı da… Sporun pek çok farklı unsurdan oluştuğu malum. Sahada ter döken oyuncular, hakemler olmadan izlenecek ürünün ortaya çıkmayacağı da kesin. Bunun yanında bir unsur daha var ki o unsur olmadan ürünün varlığı hiçbir anlam ifade etmiyor: Taraftar! Taraftar, tam anlamıyla spor endüstrisinin mütemmim cüzü. İzleyici olmadan müsabakaların, maç önü ya da esnasındaki etkinliklerin hiçbir...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/09/WhatsApp-Image-2021-06-25-at-14.08.04-5.jpeg

Hasan Efe Uzun, alt yapı basketbolunu takip edenlerin yakından tanıdığı bir isim. Şu anda Darüşşafaka forması giyen genç basketbolcu, ülkemizin gelecek vadeden basketbolcularından biri. Konya’da spora başladığını, 14 yaşında Darüşşafaka’ya katılmak için İstanbul’a geldiğini kendisinden daha önce de dinlediğimiz için aslında Efe’yi daha yakından tanıyıp, gelecek planları, kariyeri ve basketbolda altyapı organizasyonları hakkında neler düşündüğünü öğrenebileceğimiz bir sohbet gerçekleştirdik. Efe hoş geldin. Sürekli cevapladığın bazı soruları atlayarak seni senden dinleyelim istiyorum. Senin için basketbolcu olmak,...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/08/rodmna-1280x720.jpg

Eğer aynı anda dünyaya gelen birden fazla kardeşten bahsetmiyorsak, insanlar eşit şartların içine doğmazlar. Kimisi kendisini karşılayan görkemli kutlamalarla rahat bir yaşama başlarken; kimisi de durmadan mücadele etmek zorunda kalacağı zorlu bir yaşama başlar. Zaman ilerledikçe de birçok faktöre bağlı olarak hikâyeler değişebilir. Dennis Rodman da hayata biraz geriden başlayanlardan. Kendi ifadesiyle “berbat” geçen çocukluğunun en büyük travmasıyla, 5 yaşında babasının evi terk etmesiyle karşılaşıyor. Hayatını annesi ve iki kız kardeşiyle birlikte sürdüren Dennis için...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/07/84-1200x720.jpg

Her şey zıddıyla bilinir. Karanlık aydınlıkla, siyah beyazla anlam bulur. Biri olmadan diğerinin varlığını fark etmek bile mümkün olmaz. Dünya, insanlara ev sahipliği yapmaya başladığından beri böyledir. Hatta ilk olarak; iyilik ve kötülüğün, varlık ve yokluğun anlam kazanmasıyla başlar insan gelişmeye. Çağlar atlandı, nesiller geldi geçti ama bu düzen değişmedi. Öğrenmenin, farkındalığın yolu da oldu zıtlıkların varlığı; kavgaların, savaşların sebebi de. Yirminci yüzyıl, insanın yaşam standardına sınıf atlatsa da geçmiş on dokuz yüzyıldan bu bağlamda...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/06/petar-naumoski-efes-pilsen-photo-anadolu-efes-1280x480.jpg

Hayatın her anında insan, birilerinin yerinde olma isteğiyle yaşar. İlk olarak anne babanın girdiği, sonrasında öğretmenlerin eklendiği, yaşlanıldığında gençlerin ve çocukların da içinde bulunduğu “yerinde olmak istenilenler listesi” bazen eksilerek bazen çoğalarak var olur gider. Ancak öyle isimler vardır ki; onlar zamandan, mekândan bağımsız şekilde ve bir daha ayrılmamak üzere bu listede kendilerine yer bulurlar. Petar Naumoski ismi de Makedonya, Türkiye veya İtalya topraklarında yaşayan ve 90’lar ile 2000’lere şahitlik eden pek çok kişinin gönlünde...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/05/manu-1280x720.jpg

Zaman asla durmayarak her şeyi sonuna sürüklemeye milyonlarca yıldır devam ediyor. Aşklar, arkadaşlıklar hatta hayatlar her saniye iyi veya kötü, vedasına yaklaşıyor. Canı yanan herkes vedaların zamansızlığından dem vuruyor. Oysa bazı vedalar var ki; mecbur kalınan ve dibi sıyrılan süreçlerin sonunda gelen… Emanuel David Ginobili de La Nación’a* yazdığı veda mektubunda söylediği gibi, bu oyunun artık suyunu sıkmıştı. Sahadaki enerjisine, hâlâ yapmaya devam ettiği imza hareketlerine bakınca basketbolu bırakma kararı şaşırtıcı görünse de artık o...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/04/aydan_digital_art_x4-1280x720.jpg

Kendini bilmek, bu hayattaki en büyük erdemlerden biridir. Hele 17 yaşındayken sınırlarının, yeteneklerinin farkında olmak ayrıcalıktır. Kadıköyspor’da oynarken fiziksel dezavantajlarının üst seviye için önünde engel olacağını anlayan Aydan Siyavuş, o yaşında oyunculuğu bırakıp saha kenarına geçme kararı aldığında çevresi belki de onun bu bilinçle hareket ettiğinin farkında değildi. Hem kendi hayatını hem de Türk basketbolunu değiştirecek bu kararının ardından alt yapı takımlarına koçluk yaparak çalışmalarına başlar Siyavuş. Aynı zamanda eğitim-öğretim yaşantısına da devam eder. Ancak...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/03/balll-1280x720.jpeg

“Kader işte, kaçamazsın kaderden!” Dostoyevski, Budala’sında kaderden kaçmanın imkânsızlığını bu sözlerle anlatmıştı. Bize hiçbir şeyin imkânsız olmadığını kanıtlayan bazı özgür ruhların kaçmayı başardığını biliyoruz. Fakat kaçamayan ya da kaçmak istemeyenler, bu hayatı yazıldığı gibi yaşıyor. İkisi de kolej seviyesinde basketbol oynamış olan Tina ve LaVar Ball’un en küçük çocukları LaMelo’nun durumu da tam olarak böyle. Genlerinin basketbola yatkın olduğu ortada. Buna vasat bir oyuncu olarak sahalara veda eden baba LaVar’ın, çocuklarının hayatlarında kendi hayallerini gerçekleştirme...

https://victorydergi.com/wp-content/uploads/2021/03/giuseppe-marotta-juventus-general-manager_3436615-1280x720.jpg

Giuseppe Marotta günümüzde dünya futbolunun en fark yaratan yöneticilerinden birisi konumunda. Üst seviye yöneticilik kariyerinde önce Sampdoria’yı Serie B’den Şampiyonlar Ligi’ne katılacak kalibreye getirdi. Ardından “Calciapoli Skandalı” ile sarsılmış Juventus’u küllerinden doğurdu. Ve son olarak belki de dünya futbolunun en istikrarsız elit kulüplerinden biri olan İnter’i hem saha içinde hem saha dışında müthiş bir dönüşüme sokmayı başardı. Tüm bu veriler, onun sahip olduğu yöneticilik ve liderlik özelliklerinin ne derece ileri seviyede olduğunu açıkça sergiliyor. Başlangıç:...

VSPOR DERGİSİ

Tutkunu olduğumuz bu sevdaya delicesine ilerlediğimiz bu yolda sporun kitleleri tek bir noktada birleştirdiğine inanlardanız: Zafer (Victory). Sporda başarılı olmanın bir branşta kazanılan zaferin ne demek olduğunu en iyi anlayanlar belki de spor aşkına sahip olan insanlardır. Lebron James’in, Jordan’ın, Boliç’in, Sergen Yalçın’ın ve Kobe Bryant’ın kazandığı bir karşılaşma sonunda gösterdikleri reaksiyon insanlığın zafer kazanmaya ne kadar tutkulu olduğunu göstermektedir.

Abone Ol

Victory Dergi içerikleriyle ilgili e-posta bületinimize kaydolun!

victorydergi.com 2021 © Tüm Hakları Saklıdır. Tasarım & Uygulama: Aksel Gültekin